Skip to content
Qlango

İngilizce öğrenmek istiyorum, nereden başlamalıyım?

Yazar: QlangoYayın tarihi:

Türkçe üzerinden İngilizce öğrenin: Hello, “Merhaba” demek

Türkiye'de okula gitmiş hemen herkesin geçmişinde on yıla yakın İngilizce dersi vardır. "My name is Ayşe, I am fourteen years old" cümlesi uykuda bile kurulur; simple present ile present continuous arasındaki fark sınavdan önceki gece ezberlenir, sınavdan sonraki gün unutulur. Sonra bir iş ilanında "iyi derecede İngilizce" şartı görülür ve o tanıdık cümle gelir: İngilizce öğrenmek istiyorum, nereden başlamalıyım?

Kısa cevap şu: Sıfırdan başlamıyorsun, ama okuldaki gibi de başlama. Önce seviyeni dürüstçe belirle. Sonra ilk üç ay her gün 30-40 dakikanı kelimeye, dinlemeye ve sesli tekrara ver; gramer kitabını ancak bir cümleyi kuramadığın anda aç. Okul sana kuralları verdi. Eksik kalan kulağın ve ağzın, aşağıdaki plan da tam o açığı kapatmak için.

Okul İngilizcesi neden yetmedi

Okuldaki İngilizce sınav için tasarlanmıştı ve sınavda gayet iyi iş gördü. Boşluk doldurdun, doğru şıkkı işaretledin, "which of the following" diye başlayan yüzlerce soru çözdün. Kimse senden bir yabancıyla iki dakika sohbet etmeni istemedi. Sonuç ortada: "Have you ever been to London?" sorusunun gramerini tahtaya yazabilen, ama aynı soru kendisine sorulunca donup kalan koca bir kuşak.

YDS ve YÖKDİL de tabloyu pek değiştirmiyor. Akademik kadro, doçentlik ya da yabancı dil tazminatı için girilen bu sınavlar okumayı, kelime bilgisini ve dil bilgisini ölçüyor; dinleme ve konuşma bölümü yok. Bu yüzden YDS'den yüksek puan alıp yurt dışındaki bir toplantıda ilk soruyu kaçıran doktorlara, mühendislere rastlamak hiç zor değil. Kimseyi suçlamıyorum, sınav neyi ölçüyorsa onu ödüllendiriyor. Ama iş, yurt dışı ya da sadece sevdiğin bir dizi için İngilizce istiyorsan, sende eksik olan büyük ihtimalle bilgi değil, pratik.

Türkçe konuşanların İngilizcede takıldığı yerler

He mi, she mi

Türkçede "o" herkese yeter, İngilizcede yetmez. Kız kardeşini anlatırken "he" deyiveren, patronundan bahsederken cümlenin ortasında cinsiyet değiştiren ileri seviye konuşmacı çoktur. Bu bir bilgi eksikliği değil, refleks. Çaresi de kural tekrarı değil; hayatındaki insanları anlatan kısa cümleleri yüksek sesle, defalarca söylemek.

A, an, the

Türkçede artikel yok ve "bir" kelimesi "a" ile her zaman örtüşmüyor. "I am teacher" ya da genel olarak müziği sevdiğini anlatırken "I like the music" demek tipik hatalar. İyi haber şu ki artikel hatası anlaşılmayı nadiren bozar. Kötü haber: Yazıda, özellikle iş e-postalarında, hemen göze batar.

Ters dönen cümle

Türkçede fiil sona gider: "Dün akşam arkadaşımla sinemaya gittim." İngilizcede öne gelir: "I went to the cinema with my friend last night." Türkçedeki ekler de İngilizcede ayrı kelimelere dönüşüp ismin önüne geçer. Evde "at home", evden "from home" olur. İlk aylarda beynin cümleyi sondan başa çeviriyormuş gibi hissedersin. Bu his birkaç yüz cümle sonra azalır, ama okuyarak değil, kurarak.

th, w ve yazıldığı gibi okunmayan kelimeler

Türkçe yazıldığı gibi okunur, İngilizce okunmaz. "Though, through, tough, thought" dört kelime ve dört ayrı okunuş demek. Üstüne Türkçede olmayan sesler biner. "Think" kolayca "tink" ya da "sink" olur, "three" ile "tree" birbirine karışır, "very well" ağızdan "veri vel" diye çıkar. Bu sesleri kitaptan öğrenemezsin; duyman ve taklit etmen gerekir.

Sahte dostlar

Türkçeye başka dillerden geçmiş kelimeler İngilizcede bambaşka anlama gelebilir. "Actual" aktüel değil, gerçek demektir. "Sympathetic" sempatik biri değil, anlayışlı, derdini dinleyen biridir. Londra'da bir kafede "pasta" istersen önüne makarna gelir.

İngilizce öğrenmek gerçekte ne kadar sürer

Cambridge'in seviyeler için verdiği rehberli öğrenme saatleri kabaca şöyle: A2 için 180-200, B1 için 350-400, B2 için 500-600 saat. Bunlar sıfırdan başlayan biri için toplam rakamlar. Günde 45 dakika çalışırsan yılda 270 saat civarı eder; yani sıfırdan B1 bir buçuk yıla yakın, B2 iki yıl kadar sürer. Okuldan kalan bir temelin varsa, ki çoğumuzun var, süre kısalır. A1 ve A2 kelimeleri bir yerlerde duruyor, sadece tozlanmış.

"Üç ayda akıcı İngilizce" vaat eden reklamlara karşı cüzdanını sıkı tut. Üç ayda gerçekçi olarak okul İngilizceni canlandırır, basit konuşmalara girmeye başlarsın. Akıcılık başka bir hesap.

İngilizce öğrenmek istiyorum, nereden başlamalıyım: 90 günlük plan

  1. İlk hafta: Seviyeni dürüstçe belirle. A1 düzeyindeki cümleleri rahat anlayıp kurabiliyorsan A2'den başla. Anlıyor ama kuramıyorsan A1'in sonlarından gir. Fazla yüksekten başlamak, yani "zaten biliyorum" deyip ilk iki haftayı atlamak, bu işin en pahalı hatasıdır.

  2. 1-30. gün: Kelime ve kalıp. Her gün 10-15 yeni kelime öğren, ama tek başına değil, bir cümlenin içinde. "Appointment" değil, "I have an appointment at three." Aralıklı tekrardan yararlan: Kelime tam unutmak üzereyken karşına yeniden çıksın. Her cümleyi en az bir kez sesli söyle. Evde kimse yokken bile tuhaf gelir, geçer.

  3. 31-60. gün: Kulak. Programa günde 15 dakika dinleme ekle. Dikte bu dönemin en sıkıcı ve en etkili işi: Duyduğun cümleyi yaz, sonra kontrol et. Dizi önerisi isteyenlere tavsiyem şu: Daha önce Türkçe altyazıyla izlediğin bir diziyi bu kez İngilizce altyazıyla aç. Hikâyeyi bildiğin için dikkatin dile kalır.

  4. 61-90. gün: Ağız ve klavye. Kendi hayatını anlatmaya başla: işini, şehrini, dün ne yaptığını. Kısa paragraflar yaz. Dil öğrenen başka biriyle yazışmak, birkaç mesaj bile olsa, bir hafta boyunca tek başına çalışmaktan daha çok şey öğretir.

  5. Her hafta bir gün: Sadece tekrar. O gün yeni bir şey öğrenme, haftanın kelimelerini geri çağır. Gördüğüm planların çoğu tam da bu günü atlayınca çöküyor.

Doksan günün sonunda C1 olmayacaksın. Ama okul İngilizceni kâğıttan çıkarıp ağzına taşımış olacaksın ve bu, çoğu insanın on yılda yapamadığı bir şey.

İngilizceyi neden Türkçe üzerinden öğrenmeli

A1'de İngilizceyi İngilizce açıklamalarla öğrenmeye çalışmak, yüzmeyi suyun içinde okunan bir kılavuzdan öğrenmeye benzer. Present perfect'in Türkçede birebir karşılığı yok; bunu sana anadilinde, tanıdık örneklerle anlatan bir açıklama, İngilizce yazılmış üç paragraftan daha hızlı yerine oturur. Sahte dostları yakalamak da ancak iki dili yan yana gördüğünde mümkün.

Qlango bu fikir üzerine kurulu: Kurs eklerken hangi dili öğreneceğini ve hangi dil üzerinden öğreneceğini sen seçiyorsun. Türkçeyi seçince kelimeler ve cümleler Türkçe karşılıklarıyla geliyor. İngilizce kursları A1'den C2'ye kadar, İngiliz ve Amerikan İngilizcesi olarak ayrı ayrı var; bütün diller ve seviyeler desteklenen diller sayfasında duruyor. Kelimeler aralıklı tekrarla, unutmak üzere olduğun anda geri geliyor. Kelimeleri ve cümleleri yapay zekâyla seslendirilmiş haliyle dinleyip hızını düşürebiliyorsun, ki th ve w seslerine kulak alıştırmak için birebir. Dikteyle, kartlarla çalışabiliyor, Word Duel'da arkadaşlarınla kelime düellosuna girebiliyorsun. Başlamak ücretsiz. "Burada neden the var?" diye sormak istediğin anlar için Premium'daki yapay zekâ öğretmene sınırsız soru sorabiliyorsun; aylık, yıllık ve tek seferlik Forever planları Premium sayfasında.

İngilizce oturduktan sonra ikinci bir dil düşünürsen İspanyolca hakkında yazdıklarımız ve diğer dil rehberleri blogda duruyor.

Bugünkü iş küçük: Qlango'da İngilizce kursunu ekle, öğrenme dili olarak Türkçeyi seç ve sana uyan seviyenin ilk dersini bitir. Bir çay demlenene kadar biter; okulda geçen on yılın yanında devede kulak.

Bunlar da ilginizi çekebilir